Türkiye’de 2025 yılında başlayan ve 2026’da etkileri devam eden şap hastalığı, hayvancılık sektöründe ciddi ekonomik kayıplara yol açtı. Prof. Dr. Sezgin Şentürk, üreticilerin en çok merak ettiği soruları yanıtladı ve önemli uyarılarda bulundu.
Şap hastalığı, oldukça bulaşıcı bir viral hastalıktır.
Virüs;
çok hızlı yayılabilir.
Normal şartlarda 20 km’ye kadar taşınabilen virüs, uygun koşullarda 200 km mesafeye kadar yayılabilmektedir. Bu da hastalığın kontrolünü oldukça zorlaştırmaktadır.
Türkiye’de uzun yıllardır görülmeyen SAT-1 serotipi, yeniden ortaya çıktı.
Bu yeni varyant;
Özellikle ekonomik kayıplar, hayvan ölümlerinden bile daha büyük boyutlara ulaştı.
Üreticilerin en çok aradığı konulardan biri olan belirtiler:
Bu belirtiler görüldüğünde derhal veteriner hekime başvurulması gerekiyor.
Şap hastalığıyla mücadelede en güçlü silah aşılamadır.
Uzmanlara göre:
Ancak en doğru program için il/ilçe tarım müdürlükleriyle iletişim kurulması öneriliyor.
Aşı kadar önemli bir diğer konu ise hayvanın bağışıklık sistemi.
Rasyonda mutlaka bulunması gereken destekler:
Gerekli durumlarda enjeksiyon uygulamalarıyla desteklenmesi,
hayvanın:
Evet, yakalanabilir.
Bunun nedeni:
2025 yılında sahada yapılan gözlemlerde,
hastalığı atlatan hayvanların 2–3 ay sonra tekrar şap olduğu rapor edilmiştir.
Hastalık görüldüğünde:
Aksi halde hastalık:
👉 Bölgeden bölgeye
👉 Dalga dalga tüm ülkeye yayılabilir
Bu durum sadece üreticiyi değil,
tüm toplumda hayvansal gıda arzını etkiler.
✔ Doğru serotipe uygun aşılama
✔ Güçlü bağışıklık yönetimi
✔ Hızlı bildirim ve karantina
Şap hastalığıyla mücadelede bu üç adımın eksiksiz uygulanması, hem işletmelerin hem de ülke hayvancılığının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.